Yeşilin her tonu onda
Anneannesini çok seven Fatoş, ona yeni evinde arkadaşlık
etsin diye yeşilin bütün tonlarını tüylerinde taşıyan güzel bir hediye alır. Evcil
hayvanların satıldığı dükkana annesiyle birlikte gitmişlerdi. Yolda çok
heyecanlıydı ama içeriye girer girmez hüzünlendi Fatoş. Oradaki hayvanlar hiç
de mutlu görünmüyordu. Her biri, onları bu tutsaklıktan kurtaracak hayvan severleri
bekliyordu. Ama bir muhabbet kuşunu görür görmez sevmiş, hemen ona ‘Yeşilcik’
adını yakıştırıvermişti. Yeşilin bütün tonları tüylerinde olduğundan, adını da
kendi belirlemişti. Can Çocuk’tan çıkan Yeşilcik,
Cemil Kavukçu’nun çocuklar için kaleme aldığı altıncı kitap. Kitabı
resimlerinde ise Mustafa Delioğlu imzası var.
Anne diyebilir miyim?
“Tam karşısına geçti ve ilk kez terliğe baktı; farenin
kocaman kulaklarını, uzun bıyığını ve parlayan cam gözlerini gördü. İlk gördüğü
o olduğu için bu terlik onun annesi oldu. Ona sarıldı, burnunun üstüne kocaman
bir öpücük kondurdu ve ‘Seni seviyorum anne,’ dedi. Tesadüfen yoldan geçen bir
kunduz “tüylü”ye yardımcı olur; böylece terlik mi, yoksa başka bir şey mi
olduğunu araştırmaya başlar…” Paola Mastrocola, Can Çocuk’tan çıkan Size
Anne Diyebilir miyim? adlı romanında yılbaşı gecesi hızla giden bir
kamyonun kasasından fırlayarak gözlerini bir terliğin içinde açan minik bir ‘tüylünün’,
kimin yavrusu olduğunu bulma serüvenini anlatıyor.
Arkadaşlık da aile de
bu kitapta
Necati Tosuner, Keleş
Osman ve Arda’nın Derdi Ne? adlı
sevilen çocuk kitaplarından sonra
yeni kitabı Dur Bakalım Petek’te bu
kez apartman yaşamından, komşuluktan yola çıkarak hak ve özgürlüklere
değiniyor. Gücünü yalın ve şiirsel dilinden alan ve Günışığı Kitaplığı’ndan
çıkan romanda, sevgiyle birbirine bağlı bir aile, arkadaşlık ve ilk aşk
kıvılcımları okuru sarmalıyor. İlkgençlikte büyüklerin dünyasında var olmaya
çabalamanın güçlüklerini hatırlatan kitap, anneyle kızı arasındaki sıcak diyaloglarla,
yaşama karşı sağlam ama yumuşak duruşu ve düşündürdükleriyle gündelik yaşamı
derinlemesine tartışmayı sağlayacak nitelikte.
Ay’ı kim çaldıysa
getirsin

“Berk çok üzüldü. ‘İyi de...
Ay nerede öyleyse?’ dedi. ‘Bu akşam hiçbir yerde görünmüyor.’
‘Gökyüzüne bak! Hiç yıldız görebiliyor musun?’ diye sordu
Baykuş. ‘Şey, hayır,’ dedi
Berk.
‘Çünkü bu
gece hava bulutlu,’ diye açıkladı Baykuş. ‘Hava bulutlu olduğu zaman, Ay ve
yıldızlar saklanır, ama bulutlar gider gitmez, hepsi yine ortaya çıkar. Merak
etme.” Berk, geceleri gökyüzünü pırıl pırıl aydınlatan Ay’a hayrandır.
Ay’a bakarak uykuya dalarken güzel hayaller kurar. En büyük hayali de astronot
olmaktır. Ama bir gece, bir de bakar ki, gökyüzü bomboş, Ay’ın yerinde yeller
esiyor. Büyük bir üzüntüye kapılan Berk, Ay’ı birilerinin çaldığını düşünüp
aramaya koyulur. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Ay’ı Kim Çaldı?, Helen Stratton-Would’un ilk kitabı. 1972 doğumlu
Stratton-Would, Fransızca ve Rusça Uygulamalı Dilbilim bölümünden mezun oldu.
Evli ve Bertie adında bir oğlu var. Oğlu aynı zamanda kitabın da başkarakteri.
Bidi’nin maceraları
Küçük fare Bidi, çiftlikteki bütün hayvanları eğitmişti:
Kazları, kedileri, atları, köpekleri, hatta örümcekleri ve deredeki balıkları
bile… Ama en büyük hayali kaplan terbiyecisi olmaktı. Tabii bu mümkün değildi.
Derken bir gün kasabaya bir sirk geldi ve… Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Küçük Fare Bidi’nin bu çok renkli hikayesini
Feridun Oral yazdı ve resimledi. Kitaptan bir bölüm okumaya ne dersiniz? “Bidi
hemen yatağından fırladı, hızla giyinip kuşandı. Sirkin kurulduğu çayıra koştu.
Ortalıkta kimsecikler yoktu. Doğru tahmin etmişti. Kaplanın ayak izleri henüz
silinmemişti. Belli ki ormanda saklanmıştı. Sessizce ormanda ilerlemeye
başladı, kırbacını şaklatıp kaplana seslendi. Kaplan birden kükredi, koşarak
yanına geldi. Ne de olsa eğitimliydi.”
Üzüm satan kediler
balık satan köpekler

Filiz Özdem, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan
Rosros ile Zenzen – Üzüm satan kedileri ve
balık tutan köpekleri’nde, çocukların ve büyüklerin dünyasında ortak bir
duygu, yalnızlık üzerine bir masal anlatıyor. Rosros Efendi kendi yalnızlığına
gömülmüş, evinden bile çıkmayan, kedileri Pıtpıt ile Çıtçıt’tan başka
yoldaşları olmayan, insanlarla görüşmedeği için sadece kedidilinde konuşabilen
biri olup çıkmış. Zenzen Hanım da ona benzer bir hayat sürmekte. Onun da
köpekleri Bitbit ile Gitgit’ten başka kimsesi yok ve o da insanlarla sadece
köpek dilinde konuşabilen biri olmuş. Üstelik kediler ve köpekler, onların
bütün bakımını, evin geçimini de üstlenmiş, haliyle onlar da dışarıda insan
dilinde konuşur olmuştur. Derken bir gün, kaderlerine başkaldıran ve kitabın
gizli kahramanları olan Pıtpıt ile Çıtçıt ve Bitbit ile Gitgit sayesinde Rosros
ile Zenzen’in hayatları kesişir… Rosros
ile Zenzen’in hikayesi mutlu sonla bitiyor bitmesine; ama onlar, masalların
ortak kaderini sürdürerek, alışılageldiği üzere hem aşka, hem zenginliğe, her
şeyiyle pırıltılı ve görkemli bir hayata yelken açmıyorlar.

Uğurböceğinin
bitmeyen merakı
Bir gün Meraklı Uğur adında bir uğur böceği minicik boyuna,
narin kanatlarına bakmadan büyük işlere kalkıştı. Sırtına çantasını, boynuna
fotoğraf makinesini taktı, dünyanın dört bir yanını dolaşmaya çıktı. Önce fille
karşılaştı. “Arkadaşım olmadan su bile içmem!”
diyen fil ağabeyinden paylaşmayı
öğrendi. Fil, Meraklı Uğur’a kilometrelerce uzaktaki suyun sesini nasıl
duyabildiğini anlattı.Meraklı Uğur ormandan ayrılıp kutuplara doğru uçtu. Orada
bir penguen ailesiyle tanıştı. Kutuplardan sonra biraz da okyanuslara bakmaya
karar veren Meraklı Uğur, bu sefer de yunusların misafiri oldu. Okyanustan sonra ise yolu balta
girmemiş ormanlara düştü. Günde tam 19 saat uyuyan aslanla orada karşılaştı.
Aslan ailesiyle ilgili her şeyi öğrendikten sonra bu sefer zürafaların yanına
uçtu Meraklı Uğur. Ardından ise minik
sevimli bir arkadaş edindi. “Yazın biriktirmezsem
kışın aç kalırım!” diyen sincaptan “tutumlu olmayı” öğrendi. Meraklı Uğur tanıştığı her yeni
arkadaşının hem hikayelerini yazdı, hem de fotoğraflarını çekti. Her hikaye Zeynep Sevde Paksu’nun kaleminden
çıktı, Derya Işık Özbay’ın
fırçasıyla boyandı, anlattığı hayvanın şeklini alıp birbirinden güzel kitaplara
dönüştü. Çocuklar hem eğlensin hem okusun diye rengarenk Meraklı Uğur serisi Nesil
Çocuk Yayınları’ndan çıktı.
O artık çıtı pıtı
değil
Bir kedi düşünün, henüz bir kedi olduğunun bile farkında
değil. Bütün dünyayı yaşadığı o küçük evden ibaret sanan ve hayatını mama
kabıyla minderi arasında, sorgulamadan yaşayan minik bir ev kedisi hayal edin.
Ta ki kargaların başkanı Nit’le tanışana kadar… Kahramanımız için yaşam eskisi
kadar basit olmayacaktır artık. Çıtı, Nit ile öğrenmeye, öğrendikçe merak
etmeye, merak ettikçe daha fazla öğrenmeye ve hayatını sorgulamaya başlar. Dış
dünyaya olan merakı ve keşfetmeye duyduğu istek artınca bir plan yapar ve
kimseye fark ettirmeden evden kaçar. Bakalım başına neler gelecek? Renan
Özdemir’in yazdığı Çıtı Pıtı Bir Kedi
Olmak İstemiyorum Kelime
Yayınları’ndan çıktı.